ANASAYFA

Metroda indi-bindi dönemine son    Hurda araçlara af    'Asabi abi' Kıvanç    Nihat Hatipoğlu ile Kadir Gecesi Sohbeti    Sarıyer Adıyaman'a boyun eğdi 0-1    Başsağlığı    Genç Kızın Kalbi Sınav Stresine Dayanamadı    Kadir Geceniz Mübarek Olsun    Sarıyerli bahçıvanlar sertifikalarını aldı    Modanın kalbi İstanbul'da atacak    

   



10 Yıl
Prof. Dr. Binnur Tüzün
Prof. Dr. Binnur Tüzün

Tarih: 6 Şubat 2010 Cumartesi


Yaratıcılık, yaradandan gelmektedir. Her insanın yaradandan bir parça taşıdığı ve onun bazı özelliklerini taklit edebildiğine inanan her dinden insan için önemli bir konudur. Yeryüzündeki hiçbir şey yoktan var olamaz ve vardan da yok olamaz. Sadece doğada dönüşüme uğrar. İnsanın yaratıcılığı da uygar insanın konforu için varolanları en iyi şekilde kullanmakla karakterizedir.
Eğitimciler, sanatçılar, psikologlar, mimarlar gibi hemen hemen tüm meslek grupları konuyla değişik derecelerde ilgilenmektedir. Bir sanatçı için en önemli özellik yaratıcılıktır. Hatta bazı kişilere göre sanat öğretilmez, insan sanatçı doğar. Bu görüş işin genetik rolünü vurgulamaktadır. Eğitimciler yaratıcılığın da öğretilebileceğine inanmaktadır. Örneğin Japonya'da yaratıcılık okulları bulunmaktadır. Acaba buokullar mı onların dünya piyasasında giderek daha da devleşmesinde rol oynamaktadır?
Son yıllarda yaratıcılık en çok web siteleri ve bloglarda ölçülür olmuştur. “creativity” yazarak arama yapıldığında 100 milyonlarca site çıkmaktadır. Bunlardan en iyileri “creativity online” başlığında çıkanlardır. Bu sitelerden birinde yıllar önce yaptığım sentetik deri ile ilgili bir yenilik gördüm ve çok şaşırdım. Yanık ve diğer geniş deri defektlerini kapatmak amacıyla başlayan deri kültürü çalışmaları gelmiş gelmiş, bu derinin cama yapıştırılıp sensör olarak kullanılmasına dayanmıştır. Bunu bir biyolog, hekim veya mühendis mi düşünmüş bilemiyorum. Bu kişiye sadece yaratıcı kişidemek istiyorum. Yaratıcılık interdisipliner oldukça, devasa boyutlara ulaşmaktadır. Üniversitelerin lisans ve lisaansüstü eğitimleri için en önemli konu başlıkları creativity – innovation – algorythmic learning olarak sıralanabilir. Yaptığım kısa internet gezilerinde anladığım kadarıyla özel üniversiteler daha çok genç olmalarına rağmen bu konularda çok başarılılar. Koç Üniversitesinde patent alan yaratıcı kişi sayısı, ki bunlar arasında lisans öğrencileri de bulunmaktadır, 15 kişidir ve genellikle her yaratıcı kişi birden fazla patent almıştır. Sabancı Üniversitesi çok daha teknik bir yol izleyip Inovent Inc. adlı bir şirket kurmuştur. Fakat bir adet patent almıştır ve öğretim üyelerinin 160 adet patentine ulaşımı bulunmaktadır. Inovent Inc.in parolası olmuş söz “para fikir getirmez, fikir para getirir” dir. İstanbul'da bulunan diğer üniversitelerin web sayfalarında patentle ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Yaratıcılık öğretilebilirse nasıl ölçülür diye sorduğumuzda en iyi ölçümün patentler olduğuna inanarak bu gözlemlerimi sizlere aktardım.
21 Nisan Dünya “creativity and innovation” günü olarak kutlanmaktadır. 2007 yılında BBC'de çıkan bir haberde İngiliz okullarında yaratıcılığın, akademik sınavların gerisinde ikinci planda kaldığı halbuki her eğitimin kalbine yerleştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Öğretme ve öğrenmede yaratıcı fikirler gerekmektedir. Yaratıcılık öğrencilerde iyi yönde değişikliklere yol açmaktadır. Yazar, moda tasarımcısı gibi yaratıcılığı üst düzeyde kişilerin yanında çalışırken öğrenciler daha iyi odaklanma ve daha pozitifolma özellikleri gösterirler. Gelişme, risk alma, dinginlik ve işbirliği gibi yetenekler geliştirirler.
Avrupa Birliği (AB)'nin Slovakya başkanlığında 2008 yılında yaptığı eğitim konferansında ana konu inovasyon ve yaratıcılıktır. 150 uzmanın katıldığı toplantıda eğitim, araştırma, araştırmanın planlanması ve eğitim politikaları tartışılmış okulların yaptığı minör değişiklikler yetersiz bulunmuş ve radikal olarak değişmeleri önerilmiştir. Yeni AB başkanının da bu konuda takipçi olması dilenmiştir. “Aklın yolu birdir” sözünü doğrulayabilmek için dünya vatandaşlarının hepsinin ortak özelliği özgür akıl ve saf kalp olmalıdır. Özgür akıllı ve akılları sadece aynı yolu izleyen fakat farklı sonuçlara ulaşabilen insanlar yetiştirmek için çocuklara dogmalar öğretmeyelim, naive (yaradandan gelen) akıllarını kullanma yolları öğrenmeleri yeterlidir. Okullar yaratıcılığı öldürmesin! İlkokulda yaratıcılığın gelişimi için satranç oynatmak veya piyano çaldırmak değeri oldukça yüksek faaliyetlerken; odak nokta sağ-sol beyin yarı-küreleri arasındaki bağlantının güçlendirilmesi için hipokampüsün gelişimidir. Başarılı satranç oyuncularında beyinde fazladan sulkus oluşumu gibi büyük değişiklikler oluşabilmektedir. Üniversitelerde ise yetişkin eğitimi yapıldığı için durum zorlaşır. Beyin gelişimini  tamamlamıştır ve ağzına kadar tüm geçmişin dogmaları ile doludur. ÖSS sınavının yorgunluğu da eklenmiş olduğundan öğrencilerin rehabilite edilmeleri gerekir. Meslek becerileri pekiştirilirken diğer alanlarla ilgili bağlantılar zayıflatılmalıdır. Unutma yeteneğimiz olmasa yaşayamazdık. Fakat bu zayıf bağlantıları yaşlılık için kısmen korumalıyız. Bu nedenle üniversitelerde enerjik gençler için ders dışı faaliyetler de gerekmektedir. “Gençlerde yaşlı bilgeliği; yaşlılarda ise genç enerjikliği olsaydı” dünya nasıl olurdu? Diyebiliriz. Yaratıcı düşünce, orijinal hipotez kurma, yaratıcı çalışma yöntemleri, istatistik yöntemleriyle desteklenebilir.
Yaratıcı hipotez kurmanın bilinen yolları:
Kişi okurken analiz ve sentez, sadeleştirme, düğüm çözme, can alıcı noktayı bulma gibi özelliklere sahip olmalıdır. Hipotez şu düşünce yollarını kullanarak oluşturulabilir.
1. Modifiye etmek: Doğum olayını modifiye ederek klonlama ve in vitro fertilizasyon (aşılama) gibi teknikler geliştirilmiştir.
2. Yer değiştirmek: Gen veya moleküllerin yer değiştirmesi, füzyon veya hibridizasyon, PCR (polimeraz zincir reaksiyonu), transgenik hayvan
3. Başka amaçla kullanmak: Örneğin geniş deri defeklerini kapatmak için üretilen derinin ısı ve basınç ölçer olarak kullanılması.
4. Benzer ve farklı özellikler bulmak (karşılaştırma): moleküler tıp
5. Yeniden yapılandırma: moleküler tıp, doku kültüründe önce organdan alınan parçanın tek tek hücrelerine ayrılması sonra tekrar sentetik organ yapılması.
6. Yeni araçlar kullanmak: doku kültüründe hava-sıvı yüzeyinde üretim için yükseltici kullanmak veya naylon ağlarda hücre üretimi.
7. Yeni model oluşturmak: Deney hayvanlarında hastalık veya öğrenme modelleri gibi
8. Yeni ortamlarda denemek: out-bred hayvan modelini, in-bred, nude, patogenfree hayvanlarda denemek.
Yaratıcı çalışma (deney) yöntemleri:
Yaratıcı çalışma hipotezi reddetmek amacıyla yapılır.
1. En ucuz ve kolay yöntemleri seçmek satış için önemliyken, sofistike yöntemler bilim için önemlidir.
2. Vertikal çalışma az denek üzerinde çok parametre bakmak; horizontal çalışma çok denek üzerinde az parametre bakmaktır.
3. Obsessif çalışma gerçeğe en yakın sonuca ulaşmak ve bias dediğimiz bilimsel yanılgıya düşmemek için yapılır. Bu amaçla kontrol grubu denek, çok sayıda gözlemci, gözlemci ve deneklerin kör olması yani hipotezden bihaber olmaları ve plasebo kullanmak gibi yöntemlere başvurulur.
4. Eleştirel çalışma meslektaş eleştirisi alma prensibine dayanır.
5. Ana akımda çalışma çok sayıda araştırmacının çalıştığı konularda çalışma ve kıyıda çalışma az sayıda araştırıcının çalıştığı konularda çalışmadır.
6. İstatistik yöntemleri kullanmak, hipotezi reddedemiyorsak doğrudur prensibine dayanır.
7. Art in science ve science in art çalışmalar: Taklitten kaçınmak uzun vadede klasikleşmemize neden olur. Bu bir pop sanatçısının klasikleşmesi kadar zordur. MD PhD düzeyi gerektirir.
8. Bench to bed ve bed to bench çalışmalar: Laboratuar ve klinik arasında bağ sağlayan çalışmalardır. MD PhD düzeyi gerektirir.
9. İnterdisipliner çalışmalar: Çeşitli branşlardan araştırmacının birlikte çalışacağı ortamlar yaratmak gerekir.
Deney yaparken tüm duyuların açık olması açık bir zihin durumu yaratır. Görmeyen bir dermatolog, seks yapmayan bir kadın doğum veya üroloji uzmanı, işitmeyen veya koku almayan bir kulak-boğaz-burun uzmanı düşünülemez.
Şansızlığımızı şans olarak kullanmak polyannacılık değildir. Deney yaparken hata mı yaptınız sevinin yeni bir şey keşfetme şansı doğmuştur!
Bir taşla iki değil 5 kuş vurabilirsiniz. Taşı attığınızda 5 ayrı amacınız olmalıdır.
Sonuç olarak kaç kuş vurursanız o kadar başarılısınız!
Deney yaparken kendinizi deneydeki bir araç gibi düşünün. Deneyi yazarken ise hakimiyetinizi konuşturun!


  
Prof. Dr. Binnur Tüzün
dena_mik@yahoo.com




Bu köşe yazısı 182 defa okundu. Toplam 974 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Prof. Dr. Binnur Tüzün ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Her hakkı saklıdır © 2007
Kodlama ve tasarım nuke.pehaspe.com ekibi tarafından yapılmıştır

lütfen site kullanımı için gizlilik ilkelerini okuyunuz

oyun komedi sohbet
www.gokhanakin.com